“Kim iyi yaşadıysa, çok gülüp çok sevildiyse
Kim zeki insanların saygısını kazandıysa
Kim bir sanat seriyle, güzel bir şiirle veya
İnsanlara örnek olan bir ruh üstünlüğü ile bir eser verdiyse
Kim dünyayı bulduğundan daha iyi bir şekilde bırakabildiyse
Kim başkalarında en iyiyi arayıp
Onlara kendinde olan en iyiyi verebildiyse
Kimin hayatı insanlara ilham veriyorsa
Kimin izleri ardından şükranla ilerleniyorsa
İşte o kişi başarılı olmuştur”
Diyor B.A. Stanley dizeleriyle. Yaşama yapabilirlikleri katabilmek, yaşam süresince hayatı hayat yapan insanların sahip olduğu büyük güçlerden kuşkusuz. Varlığı sığlaştıracak olan tek düzlemde değil ama çok boyutlu yaşamla giderek zenginleşen insani donanımın kazanılmış renklerini yakın – uzak çevreye aktarabilmek.
Yalnızca alınmış olan eğitime dair değil ama çok farklı konulara da ilgi duyabilmek. İlgi alanlarını günlük yaşama taşıyabilmek. O alanlara dair üretimde bulunabilmek.
Her bir kişi, kendisine ve hayata dair sürekli keşiflerle yaşamını ve içinde bulunduğu ortamı zenginleştiren, kendi sanatını, kendi şiirini, kendi tınısını yaratıyorsa eğer… Ancak o zaman, ne tokmak, ne davul, ne de tokmağın her vuruşunda çıkardığı akortsuz seslerden söz edilir kuşkusuz.
31 Temmuz 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder