17 Haziran 2008 Salı

Kadınlarla Gelen Ya Da Giden

Kadın olduğunu bilememiş kadınlardan oluşan toplumlarda, gelişimden söz etmek olası değil.
Kadın olabilmiş, kadınlığının farkına varmış, kadınlığının, çok ama çok şey olmak olduğunun bilincindeki kadınlar; kendilerini bildiklerinden itibaren donanımlarını geliştirir, bir meslek sahibi olur, işlerinde çalışır, üretirken; kadın olmanın, eş olmanın, anne olmanın bilinciyle yapabileceklerinin en iyisini yaparlar. Böylesi gelişmiş, yaşama çok boyutlu bakan kadınlar, ne saçlarının telini sakınır, ne de eteklerinin boyunu. Çünkü; bu gibi ayrıntıların, kendini bilen insanlar için hiç bir şey ifade etmediğinin bilincindedirler. Ama aynaya baktıklarında, önce kendi kendilerinden hoşnut olmak isterler. Zaten, baştan eteğe uzun örtüler içinde, her türlü zarafetten uzak şekilleri gören erkek ve kız çocuklarınn estetik duyguları nasıl gelişebilir?
Önce kadın, sonra eş sonra anne olabilmenin ayrıcalığını yaşamış, kendinden hoşnut, özgüven sahibi, kişilikli, çalışan, üreten ve her zaman kadın olduğunun farkındalığındaki kadınlar; yaşadıkları sürece kadın olmanın keyfini çıkarırken, doğurdukları çocuklarını yetiştirmenin gururunu da yaşarlar. Ve ancak böylesi gelişmiş kadınların çocukları, ana-babalarının çok ama çok önüne geçebilen gelişkin bireyler olurlar. Gelişen bireylerden oluşan toplum da, yurdum insanının düştüğü hallere zaten düşmez. Yokluk ve yoksulluğun getirdiği aczle kafasını - bedenini örten bilinçsizlerden oluşmaz. Önce kendini sonra karşısındakini tanıyan, düşünmeyi bilebilen, farkındalığın erdemini kavrayabilmiş, gelişime açık bireylerden oluşur. Ve ille de söylemi eylemi bir bireylerden...
Ayrıca "cennetteki huriler" gibi, kadınların kadınlığını her türlü incelikten uzak vurgulayan da, yine ülkemiz inanç sisteminin getirdiği fantezilerden. Öte dünyanın fantezileri bırakılıp da yaşanılan dünyanın cömertliği farkedilebilse ve bu coşku yaşanabilse...